Bir Mezhebe Bağlanmalı mıyız? – III -

Ana Sayfa » HABER ARŞİVİ » Bir Mezhebe Bağlanmalı mıyız? – III -

12910959_10208971785510904_1532387583_n (1)

Bir Mezhebe Bağlanmalı mıyız? – III

 

Hem İmam mâlik’e talebelik eden hem de Bağdat’ta Ebu Hanife nin en önde gelen talebelerinden İmam Muhammed’e talebelik eden İmam Şafi ne Maliki ne de Hanefi olmuştur Bu iki büyük imamın açmış oldukları yolda ve yöntemlerle yürümek yerine kendi yolunu ve kendi yöntemini ortaya koymayı tercih etmiştir.

Şafii’nin neden Maliki yada Hanefi mezhebine yürütmek yerine kendine mahsus bir yöntem ortaya koyma gereği hissettiği sorulacak olursa buna verilebilecek cevaplar içerisinde en makulü kendisinin de hocası olan bu iki büyük imamın yöntemlerini beğenmemiş olmasıdır. Şafi çeşitli vesilelerle hadisleri devre dışı bırakan Maliki ve Hanefi usulleri yerine hadisi merkeze alan ve hadis üzerine bir din anlayışı ortaya koymayı amaçlayan yöntemini vazetmiştir bu noktada Şafii’nin hadisleri Kuran derecesine çıkartması içtihadı kıyasa endekslemesi ve görüşlerini hadislere göre sürekli değişime açık bırakması onun yönteminin en bariz noktalarıdır.

Şafii den sonra biri doğrudan diğeri dolaylı talebesi olan iki mezhep imamından da bahsetmemiz gerekir. Şafii’nin doğrudan talebesi olan İmam Ahmed bin hanbel, diğeri de dolaylı talebesi olan İmam Davut Bin Ali Ez Zahiridir her iki imamın yöntemleri de Şafii’nin başlatmış olduğu zahireciliği birer adım daha ileri götürmek şekline dönüşmüştür. Şafi içtihadı kıyasa endekslerken Ahmet Bin hanbel kıyası başvurulacak en son kaynak olarak Kabul etmekte Davut Bin Ali ez-zâhirî ise kıyası tamamen reddetmektedir. Her ikisi de hadisi merkeze alan ve aklı mümkün olduğunca devre dışı bırakan yöntemler ortaya koyan bu iki imamın içinde yaşadıkları dönemin etkisiyle öne çıktıkları veya bazı özelliklerini yaşadıkları dönemde aldıkları inkar edilemez bir hakikattir.

Kısaca özetlemeye çalıştığımız ve ehli sünnetin 4 ya da 5 temel mezhebinin imamlarının yöntemleri hakkında bilgi vermeye çalıştığımız bu yazıda şimdi sormamız gereken soru ya ya da yazıya başlığı teşkil eden sorunun cevabına gelmiş bulunuyoruz bir mezhebe bağlanmak zorunda mıyız?

Üç yazı boyunca devam eden bu süreçte Bu soruya vereceğimiz cevabı vermeden önce dikkat çekmemiz gereken son bir nokta daha kalmıştır. kitap ve sünnet nasları ve bunlardan hareketle yeni meselelere hüküm istinbat edebilme yöntemleri bir başka deyimle İçtihat yöntemleri belli usul ve ilkeler çerçevesinde kontrol altına alınmaksızın bu naslardan doğru hükümler çıkarmamıza yeterli olabilecek midir?

Soruyu şöyle de sorabiliriz: karşılaştığımız hayatta yaşadığımız ortamda yüz yüze geldiğimiz her şeyi her meselenin fıkhi hükmünü istinbat edebilmek için nasslardan yararlanma yöntemleri olmamalı mıdır?

Işte mezhep denilen olgu Aslında karşılaşılan meselelere cevap verebilmek için delillerden neden nasıl yararlanılabileceğini ortaya koyan usülden başka bir şey değildir. o halde mevcut mezhepler karşılaşılan Şeri ameli meselelere şariin maksadına en uygun çözümü getirebilmek için takip edilmesi gereken yöntemleri ortaya koyan düşünce biçimleridir. belli bir mezhebi takip etmek ille de ona uyma zorunluluğu Yoksa bile naslardan hüküm istifade edebilmek için bir usül takip etmek zorunluluğu vardır ve bu usulü insanların takip etmeksizin naslardan hüküm istinbat etmeye kalkışmaları keyfiyete yol açacaktır. Dolayısıyla naslardan hüküm çıkarmakta ve yeni karşılaşılan meseleleri belli yöntemler çerçevesinde çözmek de bir usule bir üsluba bir mesleğe bir yönteme ihtiyacımız vardır ve bu yöntemin ismi mezheptir.

 

Yrd. Doç. Dr. Ali Duman

29 Mart 2016

Yazarın Diğer Yazılarını Görüntüle

BENZER İÇERİKLER

Vali Yıldırım’dan Engelli ve Bakıma Muhtaç Ailelere Akşam Ziyaretleri

Vali Yıldırım’dan Engelli ve Bakıma Muhtaç Ailelere Akşam ZiyaretleriKastamonu Valisi Mesut Yıldırım, sosyal yardımlardan ve evde bakım hizmetlerinden...

Kayabaşı Kanyonu

Kayabaşı Kanyonu Fotoğrafı Büyütmek için Tılkayın ...

ÇINARALTI / BOZKURT

ÇINARALTI / BOZKURT   ÇINARALTI / BOZKURT KASTAMONU ...

Yorumlar