Ehliyet Liyakat Şefaat / Yrd. Doç. Dr. Ali Duman

Ana Sayfa » HABER ARŞİVİ » Ehliyet Liyakat Şefaat / Yrd. Doç. Dr. Ali Duman

 

Kastamonu Portal / Yazar

 

Kastamonu Portal

Ehliyet Liyakat şefaat

Hazreti peygamber döneminden beri İslam toplumlarının yönetiminden daha çok şu beş ilkenin öne çıktığını görmekteyiz. Bunlardan birincisi yöneticiye itaat ilkesidir. Yöneticinin o işe Ehil olması ehliyet sahibi liyakatli olması ikinci ilkedir. Üçüncüsü Beyat ilkesidir. Toplumun kendisini yönetecek olan şahıs ya da kişileri yetkilendirmesi anlamındaki bu İlkenin ardından dördüncü olarak murakabe şeklinde ifade edilmesi mümkün olan iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak ilkesi gelir. Bundan sonra da toplumun yönetiminde ihtiyaç duyulan tüm alanlarda bilgi sahibi Yetkin kişilerle yapılacak istişare yani Şura danışma ilkesi gelir.

Biz bu yazımızda İslam toplumlarının yönetiminde öne çıkan bu ilkelerden sadece ehliyeti yani liyakati konu edineceğiz ve bu ilkenin  şefaat ile karşılaştırmasını Kuran ve sünnet ilkeleri açısından yapmaya çalışacağız.  

Öncelikle sözlük anlamından hareketle ehliyet ilkesini inceleyelim. ehliyet kelimesi Arapça e h l kökünden türetilmiş bir mastar olup, herhangi bir konuda yetkinliğe sahip olmak anlamına gelir. Fıkıhta ve usulde bir kimsenin Allah karşısındaki mükellefiyetlerini Eda edebilmesi için sahip olması gereken yeterliliğe eda ehliyeti denilmektedir. Aynı şekilde herhangi bir bireyin toplumun diğer fertlerine ve devlete karşı sorumluluklar üstlenebilmesi ve borçlanabilmesi, aynı zamanda kendisi dışındaki şahısları borçlandırılabilmesi anlamındaki yeterliliğe de ehliyet denmektedir.

Ehliyet ilkesinin İslam yönetim ilkeleri arasında yer almasının nedenlerinden en başta geleni bizzat peygamberimizdir. Zira Peygamberimiz sağlığında kendisi herhangi bir resmi ya da gayri resmi görevi tevdi ederken o görevi ifa edecek şahısda o görevi hakkıyla yapabilme kapasitesini yani ehliyeti aramıştır. Hatta bu nedenle kendisinden görev talebinde bulunanların terslemiş onlara altından kalkamayacakları işlerin altına girmemelerini tavsiye etmiştir.

 

Demek ki Allah’a kulluk vazifesini yapması beklenen şahısta beklenen temel nitelik ehliyettir. İbadet mükellefiyeti açısından ehliyet, kulluk vazifesini yapacak şahsın akil (akıllı) ve baliğ (ergen) olması anlamına gelir. Aynı şekilde hukuki işlem yapacak şahısta aranan yeterlik de akil ve baliğ olmak biçiminde ifade edilen ehliyettir. Çünkü ehliyete sahip olmayan bir kimsenin, almak, satmak, evlenmek, boşanmak ve benzeri hukuki eylemleri gerçekleştirme yeterliliğine sahip olmafığı kabul edilir. Bunun gibi yapıp etmeleri neticesinde meydana gelecek suç fiillerinde suçu işleyen şahsın cezalandırılabilmesi için de yine ehliyet sahibi olması yani cezai sorumluluğa, cezai yeterliğe sahip olması beklenir.  Ehliyet ilkesinin, İslam toplumlarının yönetiminde herhangi bir şekilde söz sahibi olacak kişilerin üstesinden gelmeleri gereken göreve layık olmalarını ifade ettiği de yukarıdakilere eklenmelidir.

Özetle ehliyet/Liyakat bir müslüman bireyin Tanrı karşısında kulluğunu ifade edebilmesinin, aynı şekilde İslam toplumunun üyesi bir fert olarak toplumun diğer fertleri ile ilişkilerinde meydana gelen cezayı gerektiren durumların, toplumun fertleri ile hukuki muamelelerinde bulunması gereken ana sıfatın ve son olarak toplumun yönetiminde söz sahibi olan kimselerde bulunması gereken temel vasfın ana aranan ilkesi olduğu ifade edilmelidir. Buna göre İslam toplumunun üyesi olan bir ferdin gerek Tanrıya gerek topluma gerek devlete karşı işlerinde ehliyetsizlik liyakatsizlik ya da şefaat torpil söz konusu edilemez.

Şimdi Kur’an ve hadislerden varlığından haberdar olduğumuz şefaat kavramına geçebiliriz. şefaat kavramı sözlük anlamı itibariyle şefi kökünden gelir, şefi çift demektir. şefaat kelimesi Arapça sözlükte araya girme, aracılık etme demektir. Şefaat kelimesi Kuran’da aracılık etmek anlamında 18 yerde geçmektedir.  Bunlardan bazıları:

Ve bir günden sakının ki, o günde hiç kimse başkası namına bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez. Onlar hiçbir yardım da görmezler. Bakara, 2/123.

Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez. Müddesir, 74/48.

(Allah´a koştukları) ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçı çıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkâr edeceklerdir. Rum, 30/13.

Yukarıdan birkaçının mealini verdiğimiz ayetlerde şefaat kavramının genel olarak ahirette insanların bu dünyadaki yapıp etmelerinin hesabını vermekten kurtulmaları için aracılık anlamına gelmek üzere kullanıldığı görülmektedir ve genel olarak bu aracılık anlamına gelmek üzere kullanılan Şefaat Ya da şefaatçi kavramlarının insanların kurtuluşuna fayda edebilmesi için ya Allah’ın iznine bağlı olduğu ya da hiç bir faydası olmayacağı vurguları dikkat çekmektedir.

Hadislerde de genelde şefaat kavramının ahirette dünyada Yetkin ve yeterli bir biçimde Allah’a karşı kulluk vazifesini yapamamış kimselerin çeşitli aracılar kanalıyla cehenneme gitmekten kurtarılarak cennete yönlendirilmesi anlamında kullanıldığını görmekteyiz.

Ehliyet ve Liyakat açısından şefaat kavramına yaklaştığımızda şefaatin ehliyetin liyakatin tam karşı kutbunda durduğunu söylememiz mümkündür bir yanda kulluk için gerekli ve yeterli donanıma sahip olmak gerektiğini ifade eden ehliyet öte yandan için hiçbir vazife yapmaya veya yetkinliğe gerek bırakmayan şefaat.

Peygamber Efendimiz “Dünya ahiretin mezraıdır” hadisinde anlamını bulan, ahirette kurtuluşun bu dünyada Allah’a hakkıyla kulluk edebilmeye bağlı olduğunu ifade etmiştir.

Buna göre yeryüzünde kitap ve sünnetin belirlemiş olduğu standartlar çerçevesinde Allah’a hakkıyla kulluk yapamayan ya da yapmayan bir kimsenin, ahirette Allah’ın karşısında bir hak iddia edebilme ve söz sahibi olabilme imkanı, ehliyet ilkesi çerçevesinde yoktur. Yeryüzünde Allah’a hakkıyla kulluk yapabilmeyi, toplum karşısında mükellef ve vatandaş olabilmeyi ehliyet esasına bağlayan, toplumun yönetimde söz sahibi olabilmeyi ehliyet esasına bağlayan bir din, ahirette dünyada yapılmayan kulluğu aracılık yoluyla yerine getirmeye izin verebilir mi?

 

 

 Yrd. Doç. Dr. Ali Duman / KastamonuPortal.com 

 

16 Şubat 2016

Yazarın Diğer Yazılarını Görüntüle

BENZER İÇERİKLER

Vali Yıldırım’dan Engelli ve Bakıma Muhtaç Ailelere Akşam Ziyaretleri

Vali Yıldırım’dan Engelli ve Bakıma Muhtaç Ailelere Akşam ZiyaretleriKastamonu Valisi Mesut Yıldırım, sosyal yardımlardan ve evde bakım hizmetlerinden...

Kayabaşı Kanyonu

Kayabaşı Kanyonu Fotoğrafı Büyütmek için Tılkayın ...

ÇINARALTI / BOZKURT

ÇINARALTI / BOZKURT   ÇINARALTI / BOZKURT KASTAMONU ...

Yorumlar