Nadim Macit’in Teo-Stratejiler ve Türkiye Adlı Kitabı Üzerine / Yrd. Doç. Dr. Ali Duman

Ana Sayfa » HABER ARŞİVİ » Nadim Macit’in Teo-Stratejiler ve Türkiye Adlı Kitabı Üzerine / Yrd. Doç. Dr. Ali Duman

ali duman

 

Bu haftaki yazımı, kimi zaman yaptığım gibi, bir kitap tanıtımınıa ayırıyorum. Kitabın ismi “İmparatorluk Politikalarında TEO-Stratejiler ve Türkiye“. Profesör Doktor Nadim Macit tarafından kaleme alınmış olan eser, 2009 yılında Ankara’da Berikan Yayınevi tarafından dördüncü baskı olarak yayınlanmış.

 Erzurum’un Oltu ilçesinde 1958 yılında dünyaya gelen Prof. Dr. Nadim Macit, ülkemizin yetiştirdiği saygın bilim adamlarından birisidir. Çeşitli ilahiyat fakültelerinde akademik ve idari görevlerde bulunan Nadim Macit, şu anda Ulusal güvenlik ve Strateji Merkezi danışmanlığı görevini yürütmektedir. Pekçok yayınlanmış kitabı ve makalesi bulunan Nadim Macit’in tanıtımını yaptığım “İmparatorluk Politikalarında Teo-Stratejiler ve Türkiye” kitabı bir giriş ve beş bölümden meydana gelmektedir. Giriş kısmı Teo stratejik modeller ve uygulama alanı adında olup, Teo stratejinin anlam alanı ve göstergeleri ve Teo strateji modeller ve uygulama alanı adlı iki kısma ayrılmıştır. Birinci bölüm Teo stratejik modeller ve misyon ismini taşımakta olup burada 1. Katolik model 2 Ortadoks model 3 Protestan model incelenmiştir. ikinci bölüm Türkiye’ye yönelik dini etnik strateji ve araçları isminde olup 1 teo stratejik haritanın iki hattı ve 2. Emperyalist entrikanın jeopolitik yüzü isimli bölümlere ayrılmıştır. Üçüncü bölüm milli devletin inşası misyonların iflası başlığını taşımaktadır Bu da 1. kuruluş felsefesi ve din 2. mesiyanik İhanet 3 misyonların çöküşü ve kuruluşu 4 açılımı milli demokratik duruşma kısımlarına ayrılır. Dördüncü bölüm Soğuk Savaş kuramı Teo stratejiler ve Türkiye ismini taşır. Bu da 1. Soğuk Savaş kuramı ve din 2. Katolik misyon ve ekümenizm 3. Ortadoks dünyanın üç yüzü ve ekümenizm 4. Protestan misyon ve ekümenizm isimli kısımlara ayrılır. Beşinci ve son bölüm küresel sistem Teo stratejiler ve Türkiye ismini taşımaktadır. Bu bölümde 1. değişen dünya stratejisi ve kutsalın dönüşü 2. Roma Kilisesi diyalog ve ötekileştirme 3. Ortodoks kiliseleri uyum ve direniş ve 4. evanjelist yorum şifreler ve işgalin haritası kısımlarına ayrılır. Kitap toplam 550 sayfa olup şiddetle okunması tavsiye edilmektedir.

Kitabın tamamını bu tanıtım yazısında özetlemem elbetteki mümkün değildir. Bu nedenle ben kitabın giriş kısmını özetlemekle yetineceğim, devamını merak edenler kitabı alarak okumaları gerekir.

“Din giderek bölgesel ve küresel politik stratejilerin en etkili aracı olarak karşımıza çıkmaktadır” diye önsözüne başlayan Nadim Macit, “aydınlatma çabamızı anlaşılır ve rasyonel bir temele oturtmak için şu iki hususun altını çiziyoruz” der. “Birincisi bu çalışma yani Teo stratejiler ve Türkiye kitabı hıristiyanlığın tarihi ve mezhepleri ile ilgili bir araştırma değildir ikincisi yirminci yüzyılda İslam yüklenen anlam ve işlev farklı olduğu için bu konu ötekinin başlığı altında ayrı bir çalışma konusu yapılmıştır” diye sözüne girer.

Önsözde cevabını aradığımız temel sorular şunlardır demektedir:1. dünya sistemi kurma ve bunun üzerinden politik pratikler geliştirme çabası içerisinde dinlerin yeri nedir 2. Osmanlı Devleti’ne misyonların girişi bunların dini etnik ayrışma üzerinden izledikleri politikaların tarzı ve sonuçları nelerdir 3. cumhuriyetin kurucu aklının misyon hareketine karşı tavrını nasıl değerlendirmeliyiz 4. Soğuk Savaş dönemi ve sonrasında Hristiyan dünyada geliştirilen Teo stratejik modeller ve bunların ülkemize yönelik etkileri nelerdir bu soruları cevaplayacağını önsözde söyleyen Macit, ülkemiz İslam coğrafyasını yeniden inşa etmenin politik dini aracı haline getirilmek istenmektedir tespitini yaparak önsözünü tamamlar.

Giriş kısmı Teo stratejik modeller ve uygulama alanı başlığını taşımakta olup Teo strateji anlamı alanı ve göstergeleri ve Teo stratejik modeller ve uygulama alanı isimli iki kısma ayrılmıştır. Kısaca özetlemek gerekirse: Teo strateji anlam alanı ve göstergeleri başlıklı kısmında Hoca teo strateji kavramını tanımlar ve kavram için 6 tane farklı boyuta işaret eden tanımlar verir. Bunları tek tek yazalım 1. Bir dilinin veya din mensuplarının ilahi beyanın doğrultusunda geliştirdikleri hareket yöntemidir 2. kültürel ortak bilinci ortak tasavvur biçimlerini sembolleri ve mitleri dini politik dille ortak bir amaç için güç unsuruna dönüştürme faaliyetidir 3. bir inancın veya kültürel sistemin farklı inanç ve kültürel havzaları dönüştürme ve kendi politik ekonomik kurallarına bağlama yöntemidir 4. dünya sistemi ve din ilişkisidir Çünkü dünya sistemleri politik ve ekonomik alanda yayılma politikalarını ve eylemlerini meşrulaştırmak için dine başvurur bir başka deyişle Teo strateji değerler diplomasisi geliştirme ve kullanma faaliyetidir 5. devletlerin veya üç merkezlerinin farklı nedenlerle uyguladıkları politik eylemleri ve uygulamaları meşrulaştırmak ve etkili kılmak için dini kullanma yöntemidir 6. ortak kültürel havzalarda etkili olmak Hedef toplumlardaki dini farklılıkları tahrik etmek ve çatıştırmak için dini gerilim hatları oluşturmak Hedef toplumun inançlarını ve kültürel değerlerini kendi aleyhine kullanmak yeni anlayış ve yorum adı altında dini az inşa etmektir.

Strateji kavramı için verilen bu tanımlar dikkatle incelenirse dinin etkili ve yönlendirici stratejiler geliştirmekte kullanılmaktan çekilmeyen bir araç haline dönüştürülebileceği görülecektir. Bu çerçevede Nadim Macit stratejiyi şöyle tanımlar: “mekana ilişkin verileri güce dönüştürme stratejinin omurgasını oluşturduğuna göre Teo strateji inanç ve kültür coğrafyasını güce dönüştürme inanç ve Kültürel değerler yoluyla farklı dini kültürel havzaları etkileme ve dönüştürme şeklinde tanımlanabilir”.

“Stratejinin insanların düşünme ve algılama biçimlerini etkilemekte kullanılan bir araç olduğu göz önüne alındığında, istenilen sonuçları elde edebilmek için etkili tedbirler almak ve bunları sistematize etmek, doğru düşünme ve olguları doğru tanımlamayı gerektirir. Bundan dolayı olgu ve değerlerin arasını ayıran yani kültürel ve değerler dünyasını ihmal eden bir anlayışın ve gücün sadece olgulara dayalı olarak geliştirdiği bir strateji başarılı olamaz” diyen Macit, eldeki bütün verileri kullanarak güce dönüştürme faaliyeti dini ve yaşantı biçimlerini etkileme ve yönlendirme olmaksızın başarılı olamaz demektedir. Macit’e göre en etkili strateji “Bir toplumu ortak değerler etrafında birleştirme ve bu güce dayanarak Hedef toplumları yönlendirme dönüştürme faaliyetidir”. Nitekim Soğuk savaş döneminde ideolojilerle yürütülen bu etkileme yönlendirme ve dönüştürme faaliyeti günümüzde din ve Kültürel değerler kanalıyla yapılmaktadır.

Stratejinin bireyin toplumun ve devletin kaçınılmaz bir ara elemanı olduğu kanaatinde olan Macit, strateji hususunda iyi düşünülmesini hedef ve ilkelerinin doğru belirlenmesini ve uygulama imkanının bulunmasını zorunlu görür. Ona göre eldeki imkanlar belirlenen politik hedefleri gerçekleştirmek için uygun ve verimli şekilde kullanmak bir stratejidir ve insan hayatının tarihi kadar eski ye giden hayatı inşa etme unsurlarından biri de değildir. Çünkü din belli bir dil sistemi içerisinde iman Amel ve değerler telkininde bulunur, bireye belli davranış kalıpları yükler. Din bir anlamlar ve değerler ilişkisidir dolayısıyla bir dine inanan ferdin toplumun ve sistematik güçlerin dinin bu yönünden faydalanma eğilimini engellemek mümkün değildir. Din insana yön veren heyecan veren mücadele gücü veren inanç ve değerler düzleminde ortak Ülkü ve yaşam biçimleri öneren kültürel bir zemin, ortak duygu ortak düşünce oluşturmanın en etkili unsurudur.

Nadim Macit kitabın bu kısmında değişen dünya stratejilerine uygun bir zihniyet bir bakış açısı ve tutum üretmekte dinin meşrulaştırma aracı olarak kullanıldığını söyler. Dini siyasi hedefler için kullanmak ve kendi dünyevi otoriteleriyle dini konuları çözüp, yeni yeni inançlar icat etmek, dini siyasi amaçlar için kullananların denediği yöntemler dolayısıyla dinin politik ve stratejik yönünün olduğu ve güç mücadelesinde din sektörünün önemli bir yer tuttuğu göz ardı edilemez.

Nitekim Soğuk savaş döneminde William bulletin Sovyetler Birliği’ne karşı kutsal cephe oluşturma düşüncesini kullanarak ABD ve ingiltere’nin Sovyetler Birliği’ne karşı birlikte hareket etmesini geliştirmiştir ve dini Teo stratejik bir vasıta olarak ilk defa kullanmayı önerenlerden biri William Bullet olmuştur. Yine aynı zamanda din bir öteki oluşturma ve yönlendirme açısından da okunan bir olgudur. Nitekim ortadoğu’ya yerleşmekte ve buralara Sovyetler Birliği’nin etkisinin azaltılmasında Amerikan politikalarının Her üç Dinin dinsizliğe ve ateizme karşı ortak tutumunu göz önüne alarak siyaset geliştirdiği söylenmektedir.

Nadim Macit, Amerika Merkezili dinlerin inançlarını kullanarak toplumlar üzerinde yönlendirme ve algı politikaları geliştirilme meselesini dinin insanların inanç ve düşünceleri üzerindeki etkisi ile açıklanabileceği kanaatindedir. Ancak bir sefer Teo stratejik bir malzeme olarak din kullanıldıktan sonra, artık  o din din olmaktan çıkıp, politik bir aygıta dönüşür  Nitekim batının hıristiyanlığa ait üç mezhebinin misyonerlik faaliyetlerini bir politika aygıtı olarak değerlendiren yazar,  misyonerlerin kendilerini tanrının işçileri olarak gördüklerini ve öteki diye isimlendirdikleri toplumları batının Egemen güçlerine hizmetkâr hale getirebilmek için çalıştıklarını söyler ve dinin aynı zamanda toplumların inanç ve kültürel bağlarını bozmak için kullanıldığına işaret eder.

Misyonerliğin fikri ve politik temellerinden olan oryantalizmin ötekini keşfetme ve yönlendirme amacına uygun bir savaş stratejisi, hatta Teo stratejilerin en eskisi olduğunu söyleyen Macit, misyonerliğin ilk amacının herhangi bir dine ve kültürel mensup kişilerin misyonerlerin siyasi amaçlarına uygun düşecek tarzda konuşturmak olduğunu tespit eder. Dolayısıyla küresel politik stratejinin kutsal araçlarından biri olan dinler arası diyalog kilisenin üçüncü Binyıl hıristiyanlığın bir yılı ve hedefin Asya’nın hıristiyanlaştırılması olduğu tezlerinden hareketle dinlerarası diyaloğun aslında hıristiyanlara hizmet amacıyla türetilmiş kuzu postuna bürünmüş bir kurt olduğuna işaret eder.

Giriş bölümünün ikinci kısmı Teo stratejik modeller ve uygulama alanı başlığını taşır burada hıristiyanlığın üç mezhebi Katolik Ortodoks ve Protestan misyonerlerin ticari siyasi kültürel ve dini alanlarda geliştirdikleri ve stratejileri ve Hedef toplumların istikrarsızlaştırılması ve parçalanması yöntemlerini inceler. XIX yüzyılda iktisadi siyasi ve dini bakımdan  misyonerlerin Hedef alanı haline gelen İslam dünyasının başına gelenleri Teo stratejinin bir neticesi şeklinde yorumlayan Macit, yirminci yüzyılın başından 1962 yılına kadar geçen süreçte din düşmanlığı 1962 65 yıllarında Papa vi Paulun düzenlediği ikinci Vatikan konsili ile dinin bir meydan okuma ile dünyaya yeniden yöneldiğini ve On dokuzuncu yüzyılda Tanrı öldü Söylemlerine gün ışığına çıkma sesiyle alternatif olmaya giriştiğini altını çizer.

1978 de Papa ikinci Jean Paulun Katolik kilisesinin Batı hıristiyanlığını Hıristiyan değerler üzerinde birleştirilmesi tezini geliştirdiğini ve ondokuzuncu yüzyılın sonundan yirminci yüzyılın ortalarına kadar ezenler ezilenler şeklinde tanımlanan sömürgeci ideolojik kalıp anlayışlarına Vatikan’ın din söylemiyle evanjelistler kanalıyla karşı çıktığını ve soğuk savaş döneminde dine karşı Sovyetler Birliği’nin söktürmenin yolu olarak hıristiyanlığı kullandığını belirtir.

Papa ikinci  Jean Paulun bu stratejisinin Sovyetler Birliği’nin dağılmasından etkili olduğunu söyleyen Macit, Soğuk savaş sonrasında bir ötekine ihtiyacı olan Hristiyan batının hedefini İslam dünyasına çevirdiğini ve İslam coğrafyasını yeniden inşa etmek için yeni politik Teo stratejik modeller geliştirdiklerini ve bunun içinde başta Türkiye olmak üzere İslam dünyasına etnik ve inanç bakımından parçalara bölme hedefine yönelik olarak gayret sarf ettiklerini altını çizerek giriş bölümünü tamamlar.

Sadece giriş bölümünün özetlemekle yetindiğimiz Teo stratejiler ve Türkiye kitabı gerçekten dikkatle okunması gereken değerli bir çalışmadır bu kıymetli çalışmasından dolayı Profesör Doktor Nadim Macit hocaya teşekkürlerimizi sunuyoruz ve siz değerli okurlarıma en kısa zamanda bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.

 

 

 

Yrd. Doç. Dr. Ali Duman

 

 

25 Mayıs 2016

Yazarın Diğer Yazılarını Görüntüle

BENZER İÇERİKLER

Vali Yıldırım’dan Engelli ve Bakıma Muhtaç Ailelere Akşam Ziyaretleri

Vali Yıldırım’dan Engelli ve Bakıma Muhtaç Ailelere Akşam ZiyaretleriKastamonu Valisi Mesut Yıldırım, sosyal yardımlardan ve evde bakım hizmetlerinden...

Kayabaşı Kanyonu

Kayabaşı Kanyonu Fotoğrafı Büyütmek için Tılkayın ...

ÇINARALTI / BOZKURT

ÇINARALTI / BOZKURT   ÇINARALTI / BOZKURT KASTAMONU ...

Yorumlar